İplik tüccarı Yavuz Kaya bir döneme ışık tutuyor

Tekstil piyasasının önemli aktörlerinden biri olan Yavuz Kaya deneyimli bir iplik tüccarı. Dünya Gazetesi’nden Rüştü Bozkurt bu duayen tekstilci ile önemli ve geçmişe ışık tutan bir röportaj gerçekleştirdi. 27 Ağustos’ta yayınlanan röportajda Kaya, iplik ticaretinde yaşadıklarını dört döneme ayırarak tanık olduğu gelişmeleri anlattı. 

step0003

Rüştü Bozkurt ve Yavuz Kaya (sağda)

Yavuz Kaya, iplik ticaretinde yaşadıklarını dört döneme ayırıyor: 1997- 2001 dönemi, 2002-2008 dönemi, 2008-2013 dönemi, 2013 ve sonrası. Bu dönemlerin özellikleri üzerinde kişisel gözlemlerini şöyle aktarıyor: “Benim iş yaşamında kendi adıma ticaret yaptığım ilk dönemi oluşturan 1997-2001 döneminin çok tipik özelliği bankaların piyasayı fonlama yarışıydı. Bankalar piyasanın riskini alıyorlardı. Rusya’da başlayan kriz yaygınlaşmıştı ama ticaret devam ediyordu. O dönemde bir Çin muhabbeti de vardı ama Çin’i gerçek anlamda ciddiye alan, kafa yoran yoktu,”

Yavuz Kaya’nın kendi adına iş yapmaya başladığı 1997-2001 döneminde, kriz ile ciddi sarsıntı geçirenler oldu. Fakat sonrasında doların değer kazanmasının dış talebi artırdığını ve piyasayı canlandırdığını anımsıyor: “Benim için başlangıç ve heyecan dönemiydi. Faiz oranları yüksekti, vadeler çok önemliydi. Ticaretin tıkanmadığı bir dönemdi” diyerek yaklaşık 20 yıl öncesinin iz bırakan düşüncelerini özetliyor: “2001 krizi sonrası doların lira karşısında değer kazanması ciddi dış talep yarattı. Döviz borcu olanlar zorlandı ama ayakta kalanlar ihracattan para kazandı. Dönemin ciddi bir yatırım iştahı yarattığına da tanık olduk.”

2003 sonrası dönemin tam ortasında 2005’ten itibaren Türk lirasının değer kazanması ticaret hayatında yeni bir ayrışmanın habercisi oluyor. Kaya’nın saptamasına göre, bankalar bu dönemde fonlamayı azalttı; piyasada sıkıntılar arttı.

2008 dünya krizinin habercisiydi. Tekstil sektörünü iyi takip ederseniz, gelen bir krizi 6-8 ay önce hissedersiniz. Ülkemizde de dünyada da böyle. İnsanlar harcamalarını kısmaya ilk olarak giyimle başlıyor.

step0002“Ağrısız baş kabaktan sayılır”

Yavuz Kaya’ya kendi ayrımına göre 2008-2013 dönemini anlatmadan önce babamın bir sözünü anımsatıyorum: “İş yaşamında ağrısız baş kabaktan sayılır” derdi. Piyasanın görünmez eli her zaman sorunları çözemiyor; dönemsel olarak krizler yaşanıyor; çözümler üretiliyor. Çok yakın tanığı olduğum, krizin yaklaşık iki yılda atlatılacağını düşündüğüm bir dönemdi. Bu açıdan bakarak, kendi yanılgılarımı da kavramak için Kaya’ya izlenimlerini soruyorum. Diyor ki “Bu dönemde döviz borcu olanlar sıkıntı yaşadı. Bazı firmaların satıldığı bir dönemdir. Sonra döviz değeri nedeniyle talebin arttığına tanıklık ettik. Ben ticari yaşamımda en yüksek tonajlı satışları 2009’da yakaladım. 2008 krizi yatırımcı güvenini sarstı; 2009 talebin artması yatırımları tekrar canlandırdı. Kriziler sonrasında bir yatırım canlanması dönemi yaşıyoruz. Kriz dönemlerini iyi değerlendirenler yatırım yaparak kazandıkları gibi, işletme içinde maliyet düşüren önlemler alarak da daha sağlam bir yapıya kavuştular.” Yavuz Kaya gülerek, “Başımız ağrıdı, çözümler ürettik anladığın kabaklıktan da kendimizi kurtarmış olduk” diye espri yapıyor.

Hayat durmuyor. Krizlerde iş insanının başı ağrıyor ama çözümler de üretiyor. Her dönemin sorunları da çözümleri de kendine özgü özellikler taşıyor. 2010-2011 döneminin gelişmelerini merak ediyorum. Yavuz Kaya’dan dönemin özelliklerini anlatmasını istiyorum. Söze önce temelden pamuk fiyatlarından başlıyor. Diyor ki; “2010-2011 yıllarında pamuk fiyatları 5 dolara çıkınca tanıdığım sanayicilere, pamuğun bitince fabrikayı kapat, 6 ay sonra yarıya düşer bu spekülasyon, buralardan pamuk alınmaz dedim.

Yükselmenin kalıcı olmayacağından o kadar emindim ki, 6-8 ay sonra yarı fiyatına düşecek, 2.5 dolar olacak düşüncemi görüştüğüm her sanayici dostuma söyledim. Ne acıdır ki, bankalar bile pamuktaki spekülasyonu göremedi.

Bankalar bir fonlama yarışı başlattı; aynı bankaların şubeleri arasında bile yarış kızıştı. Bankaları istihbaratı olan, bilgi toplamada uzmanlaşmış, kurumsallaşmış, altyapıları sağlam kurumlar olarak görüyordum. Pamuk fiyatında zirveden hızla düşüşünü öngörememesine anlam veremiyordum. Bankaların ‘analizde yetersiz kalması’ benim idrak sınırlarımı aşıyordu. Çok değil 6 ay sonra pamuk fiyatlarında düşme yaşandı. Bankalar panik yaptı, kredilerini geri çağırdı; ticaret yaşamı bu gidişata nasıl bir refleks göstereceğine karar veremedi.” Anlıyorum ki kurumsal anlamda öngörme ve önlem alma disiplininin yaygınlığı ve derinliği yetersiz olunca, ticaret yaşamında istikrar da sağlanamıyor.

RÖPORTAJIN TAMAMINI OKU: http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-diger/bankalar-piyasayi-fonlamiyorsa-sikinti-kapiya-dayanmis-demekti-310517h.htm

Share this post:

Related Posts

Leave a Comment