Pamuk İpliği İthalatında Ek Vergi Tartışması

Türkiye’nin gündemi gibi tekstil sanayinin gündemi de sıcak. Önce Pakistan ile Türkiye arasında imzalanması an meselesi olan serbest ticaret anlaşması gündemi meşgul etti. Yerli üreticiyi endişelendiren bu anlaşmanın yaratacağı olumsuzluklar tartışılırken arkasından pamuk ipliği ithalatına yeniden ek gümrük vergisi getirilip getirilmemesi tartışılmaya başlandı. Ulusal gazetelerde bu konuyla alakalı haberler çıkmaya başladı. Taraflar kendi cephelerinden konuyu yorumluyor ve gerekçelerini dile getiriyorlar.

Hasan Gülveren/Editör

Yeri iplik fabrikaları, artan iplik ithalatının yarattığı pazar kaybına karşı koruma tedbirlerinin devreye konulmasını talep ediyor, hazır giyim ve konfeksiyon üreticileri ise daha bol ve daha ucuz ham maddeye ulaşabilmek için ithalatın önünde hiç bir engelin olmaması gerektiğini savunuyor.

Aslında her iki taraf da kendi cephesinden haklı. İplik fabrikaları, milyarlarca dolarlık yatırımlar kurulan tesislerin ayakta kalabilmesi için rekabeti olumsuz etkileyecek bir ortam istemiyorlar. Uzakdoğu’dan ya da Turki Cumhuriyetlerden gelecek ucuz ipliğin kendilerine zarar vereceğini, fabrikaların kapanmasına neden olacağını iddia ediyorlar. Hazır giyimciler ise dış pazarlarda rekabet edebilmek ve daha fazla ihracat yapabilmek için bol ve ucuz hammaddeye ihtiyaçları olduğunu söylüyor ve ek vergiye karşı çıkıyorlar.

2008 yılında dünyayı saran ekonomik kriz başladığında pamuk ipliğine ek vergi getirilmişti. Üç yıl süren bu ek vergi uygulaması sırasında birinci yıl yüzde 20, ikinci yıl yüzde 19, üçüncü yıl ise yüzde 18 ek mali yükümlülük vergisi oranı getirilmişti. Ardından uzatılarak 2013 yılına kadar devam ettirildi. Bu süre zarfında pamuk ipliği ithalatı dikkat çeken miktarlarda azaldı. Yerli sanayi de doğal olarak rahat bir nefes aldı, yeni yatırımlar için fırsat buldu.

Ancak hazır giyim ve konfeksiyon cephesinde işler hiç de öyle iyi gitmedi. Hammadde fiyatlarının artmasını nedeniyle rekabet etmekte  zorlandı. İpliğin pahalanması nedeniyle kumaşı daha pahalıya satın almak zorunda kaldılar. Bu da nihai ürünün ihracatında rakiplerinin gerisinde kalmasına neden oldu.

Bugün tekrar gündeme gelen pamuk ipliğine ek vergi tartışması, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının gerilemesi dikkate alındığında daha bir önem taşıyor zira ek vergi gelmesi halinde zaten azalan ihracatın daha da azalacağı iddia ediliyor. Geçen yıl yerinde sayarak 17 milyarda kalan hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı, bu yılın ilk iki ayında ise sırasıyla %4,9 ve 9,1 azalınca endişeler arttı. Hazır giyimciler ek vergi gelirse bu düşüşün önünün kesilemeyeceğini, ihracatın lokomotifi, istihdamın önemli bir kaynağı olan hazır giyim ve konfeksiyona zarar vereceğini iddia ediyorlar.

Ek vergiden yana olan iplik fabrikaları ise zarar ettiklerini, birçok fabrikanın kapanmak zorunda kaldığını belirtiyor ve fabrikalarımıza sahip çıkalım, çalışsınlar, piyasanın ihtiyacına cevap verecek yatırımlarını sürdürsünler diyor. Bu sağlanırsa hem kaliteli hem daha ucuz hem da bol hammadde temin edebileceklerini savunuyorlar.

Bakalım ne olacak? Devlet tekstil ve hazır giyimin ekonomiye katkılarına bakacak. Hangisinin döviz getirisi daha fazla, hangisi daha fazla istihdam yaratıyor bunları dikkate alarak ek vergi uygulamasının getirilip getirilmeyeceğine karar verecek. Umarız alınacak kararlar kaş yaparken göz çıkarmaz.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, “İthalatta da yerli fabrikalar kendini korumak adına ilave vergi talebinde bulunuyorlar. Yerli fabrikalarımızı koruyalım ama netice itibariyle bu fabrikalar da piyasa ve günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde kendilerini organize edip büyütmeleri gerekiyor. Türkiye’de üretilmeyen malları korumanın anlamı yok. İçerideki firmaların bu talebi karşılayacak yatırımlar yapması lazım ki vergi anlamlı olsun. Aksi halde hem ihtiyacı karşılayamayıp, hem de vergi getirilmesini isteyerek daha yüksek kar elde etmeyi hedefliyorsun. Bu da etik bir ticaret şekli değil. Biz Türkiye’de olan fabrikalarımıza sahip çıkalım. Çalışsınlar ama onlar da piyasanın ihtiyacına cevap verecek yatırımlar yapsın.”  Kaynak: http://www.dunya.com
Low Profile Genel Müdürü Ahmet Atilla Çiftçi, hazır giyim ve konfeksiyonda yerli kumaş kullanan firmalar için önemli olanın ucuz hammaddeye ulaşmak olduğuna işaret etti. Çiftçi, bu konuda da teşviklerle desteklenen Çin ile rekabet halinde olduklarını ve Pakistan ile imzalanacak olan serbest ticaret anlaşması dolayısıyla Çin kumaşının menşei değiştirerek Türkiye’ye gireceğine dikkat çekti. İç piyasadan kumaş tedarik ettiklerini vurgulayan Çiftçi, “Diğer yandan poy ipliğe de anti damping getirilmesi isteniyor. Türkiye’deki dokumacılardan ucuza kumaş alabiliyorduk. Ama ana hammaddeye kısıtlama gelirse Türkiye’de ucuza kumaş bulunmaz. Bu gözden kaçırılmaması gereken bir nokta. Biz bin 300 kişi çalıştırıyorduk. Şu anda 82 kişiyle üretim yapıyoruz. 2 yılda yaşandı bu. 25 yıldır ihracat yapan bir firmayız. Devam ediyoruz ama üretim Bulgaristan’a kaymak zorunda kaldı. Türkiye’deki ana hammadde girdisi olan poy ipliğe kısıtlama getirilmemesi lazım, ki kumaşı yurt içinden alalım ve ucuza alalım, konfeksiyon yapabilelim” dedi. Kaynak: http://www.dunya.com 
Kuş Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kuş  “Dünya ile rekabette sıkıntı yaşarız. Maliyetler yükselir. Zaten karşımızda bir Çin faktörü var. Burada üretimi yeterli olmayan, iç tüketimi karşılamayan ipliklere antidamping getirilmesi doğru değil. Biz hammaddeyi işleyip dışarı satarsak yurt içinde bir istihdam oluşturuyoruz. Yurt dışına mal satamazsak dokuma ve boyadan başlayarak konfeksiyona kadar etkisi olacak” dedi. Kaynak: http://www.dunya.com  

 

İlginizi Çekecek Diğer Haberler

Share this post:

Related Posts

Leave a Comment