Editör’den

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Pamuk İpliği İthalatına Ek Vergi Olmamalı

Pamuk ipliği ithalatına ek vergi getirilsin mi getirilmesin mi tartışması yeniden başladı. Taraflar kendileri açısından yaratacağı sıkıntıları anlatıyor ve haklılığını ispatlamaya çalışıyor. Peki,  hangisi ülkemiz açısından daha faydalı? İthalatın engellenmesi mi, serbest kalması mı?

Fayda zarar ilişkisiyle değerlendirdiğimizde iplik ithalatının serbest olmasının daha iyi olacağını düşünüyorum. Neden mi? Şöyle açıklayayım:

Pamuğu kg fiyatı 2 dolar civarında, olağanüstü durumlar olmadıkça bu seviyelerde satılıyor. Pamuk işlenip ipliğe dönüştüğünde değeri yüzde 65 ve üzerinde artıyor yani kg fiyatı 3-3,5 dolara yükseliyor.

Eğer iplik giysiye dönüştürülürse mesela tişört yapılırsa bu sefer tişörtün değeri kg olarak 15 doların üzerine çıkıyor. Katma değer katıldığında değeri yüzde 350 ve üzerinde artıyor. Hesap çok basit aslında: İplik hammadde olarak değil mamul eşya olarak satıldığında ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlıyor.

Türkiye dünya pazarlarında rekabet edebilmek için hammaddeye kolay ulaşabilmesi lazım. Bol olmalıdır. İplik kumaşa kumaş giysiye dönüştürülürse daha fazla ihracat yapmak daha çok kar etmek mümkün. Bu sebeple ülke olarak hammadde ithalatına ek vergi getirilmesi ekonomik açıdan doğru değil. Yapılması halinde de zaten firmalar dâhilde işleme rejimi yoluyla bu engeli aşabiliyorlar. Dolayısıyla çok fazla işlevsel de değil.

Yerli iplik sanayimizin korunması isteniyorsa pamuk üretimine daha fazla destek verilmesi yerinde olur. Yerli iplik fabrikaları yerli ve ucuz pamuğa kolay ulaşabilirse maliyetleri azalır dolayısıyla ithalata karşı korunmuş olur.

 

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

 

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Pamuk İpliği İthalatında Ek Vergi Tartışması 

Türkiye’nin gündemi gibi tekstil sanayinin gündemi de sıcak. Önce Pakistan ile Türkiye arasında imzalanması an meselesi olan serbest ticaret anlaşması gündemi meşgul etti. Yerli üreticiyi endişelendiren bu anlaşmanın yaratacağı olumsuzluklar tartışılırken arkasından pamuk ipliği ithalatına yeniden ek gümrük vergisi getirilip getirilmemesi tartışılmaya başlandı. Ulusal gazetelerde bu konuyla alakalı haberler çıkmaya başladı. Taraflar kendi cephelerinden konuyu yorumluyor ve gerekçelerini dile getiriyorlar.

Yeri iplik fabrikaları, artan iplik ithalatının yarattığı pazar kaybına karşı koruma tedbirlerinin devreye konulmasını talep ediyor, hazır giyim ve konfeksiyon üreticileri ise daha bol ve daha ucuz ham maddeye ulaşabilmek için ithalatın önünde hiç bir engelin olmaması gerektiğini savunuyor.

Aslında her iki taraf da kendi cephesinden haklı. İplik fabrikaları, milyarlarca dolarlık yatırımlar kurulan tesislerin ayakta kalabilmesi için rekabeti olumsuz etkileyecek bir ortam istemiyorlar. Uzakdoğu’dan ya da Turki Cumhuriyetlerden gelecek ucuz ipliğin kendilerine zarar vereceğini, fabrikaların kapanmasına neden olacağını iddia ediyorlar. Hazır giyimciler ise dış pazarlarda rekabet edebilmek ve daha fazla ihracat yapabilmek için bol ve ucuz hammaddeye ihtiyaçları olduğunu söylüyor ve ek vergiye karşı çıkıyorlar.

2008 yılında dünyayı saran ekonomik kriz başladığında pamuk ipliğine ek vergi getirilmişti. Üç yıl süren bu ek vergi uygulaması sırasında birinci yıl yüzde 20, ikinci yıl yüzde 19, üçüncü yıl ise yüzde 18 ek mali yükümlülük vergisi oranı getirilmişti. Ardından uzatılarak 2013 yılına kadar devam ettirildi. Bu süre zarfında pamuk ipliği ithalatı dikkat çeken miktarlarda azaldı. Yerli sanayi de doğal olarak rahat bir nefes aldı, yeni yatırımlar için fırsat buldu.

Ancak hazır giyim ve konfeksiyon cephesinde işler hiç de öyle iyi gitmedi. Hammadde fiyatlarının artmasını nedeniyle rekabet etmekte  zorlandı. İpliğin pahalanması nedeniyle kumaşı daha pahalıya satın almak zorunda kaldılar. Bu da nihai ürünün ihracatında rakiplerinin gerisinde kalmasına neden oldu.

Bugün tekrar gündeme gelen pamuk ipliğine ek vergi tartışması, hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının gerilemesi dikkate alındığında daha bir önem taşıyor zira ek vergi gelmesi halinde zaten azalan ihracatın daha da azalacağı iddia ediliyor. Geçen yıl yerinde sayarak 17 milyarda kalan hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı, bu yılın ilk iki ayında ise sırasıyla %4,9 ve 9,1 azalınca endişeler arttı. Hazır giyimciler ek vergi gelirse bu düşüşün önünün kesilemeyeceğini, ihracatın lokomotifi, istihdamın önemli bir kaynağı olan hazır giyim ve konfeksiyona zarar vereceğini iddia ediyorlar.

Ek vergiden yana olan iplik fabrikaları ise zarar ettiklerini, birçok fabrikanın kapanmak zorunda kaldığını belirtiyor ve fabrikalarımıza sahip çıkalım, çalışsınlar, piyasanın ihtiyacına cevap verecek yatırımlarını sürdürsünler diyor. Bu sağlanırsa hem kaliteli hem daha ucuz hem da bol hammadde temin edebileceklerini savunuyorlar.

Bakalım ne olacak? Devlet tekstil ve hazır giyimin ekonomiye katkılarına bakacak. Hangisinin döviz getirisi daha fazla, hangisi daha fazla istihdam yaratıyor bunları dikkate alarak ek vergi uygulamasının getirilip getirilmeyeceğine karar verecek. Umarız alınacak kararlar kaş yaparken göz çıkarmaz.

 

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

 

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

2017’de Türk Tekstil’ini Ne Bekliyor?

Türkiye’nin en önemli istihdam kaynaklarından biri olan Tekstil Sanayi, 2017 yılına büyük umutlarla girdi. Peki, sektörü yeni yılda ne bekliyor? İşler açılacak mı, sektör 2016 kayıplarını telafi edip 2015 yılında olduğu gibi yeniden hareketli bir döneme girecek mi?

Herkesin merak ettiği bu konuya yanıt olabilecek ilk emareler ihracat rakamlarıyla ortaya çıkmaya başladı. Hazır giyim ve konfeksiyon ihracatımız bu yılın ilk ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 oranında azalmış. Bu endişelenmemiz için bir gerekçe olabilir ama daha 11 ay var yaşayıp göreceğiz.

Tekstil sektörünü 2017’de hangi faktörler etkileyecek? Gelin bunu kısaca analiz edelim.

Türkiye’nin kırılgan ve gergin siyasi atmosferinde, dolar ve avronun iniş çıkışlı seyri hiç kuşkusuz sektörün 2017’deki performansını etkileyecek.

Dolar kurunun hızlı çıkışı ve ardından ani ve hızlı düşüşü ihracatı olumsuz etkiliyor. Çünkü ihracatçı kurun stabil kalmasını istiyor. Aniden artan sonra düşüşe geçen kur ihracatçıları fiyat vermede sıkıntıya sokuyor. Zaten dış pazarlarda yoğun bir fiyat rekabeti var. Üstüne bir de böyle değişken kur eklendiğinde fiyat tutturmak güçleşiyor. İhracatçı önünü görmek, kurdan dolayı zarar etmemek istiyor. Dolayısıyla kurun stabil olması çok önemli. 2017’de tekstili etkileyecek önemli faktörlerden biri bu.

Bir diğer faktör, 16 Nisan’da yapılacak referandumun yarattığı gergin atmosfer. Siyasi istikrarsızlık görünümü veren, halkın ayrışmasını beraberinde getiren bu referandum süreci ister istemez iş dünyasının üretim, istihdam ve yatırım planlarını da olumsuz etkiliyor. Bu ikinci faktör.

Üçüncü faktör ise yabancı alıcıların hala terör endişesiyle ülkemize gelmemesi. Bombalı eylemler ve Havalimanı saldırısı, ardından 15 Temmuz darbe girişimi maalesef hala yabancı alıcıları tedirgin diyor. OHAL’in devam etmesi bu gerginliği sıcak tutuyor. Umarız bu sıkıntılı atmosferden bir an önce ülke olarak çıkarız.

Sonuç olarak tekstil sektörü geçmişte olduğu gibi istikrarlı ve rahat bir ortamda değil. Bu da bu yılla ilgili iyimser olmayı güçleştiriyor.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Merterde son 10 yılın en büyük krizi yaşanıyor

Tekstilin önemli merkezlerinden biri olan Merter’de işler iyi gitmiyor. Birçok dükkan kapandı, yerine açılan da yok. Aynı sokakta ardı ardına dükkanlarda kiralık ilanları asılı. Bölge esnafı son 10  yılın en kötü dönemi olduğunu belirtiyor.

Peki Merter’de bu duruma nasıl gelindi? Elbette bölgeyi ayakta tutan yabancı alıcıların ayağını buradan kesmesi en önemli neden. Özellikle Rusya krizi, DEAŞ terörünün artması, İstanbul’da bombaların patlaması ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimi bu kötü gidişatı hızlandırdı. Bir önemli sebep de doların inanılmaz artışı. Bölgede kiraların dolarla olması, hava paralarının yüksekliği bölgede mağaza açmak isteyenlerin vazgeçmesine neden oluyor. Esnaf mağaza açmak için binlerce dolar harcayıp sonunda iş yapılmaması halinde yaşanacak kaybı göz alamıyor. Çünkü önünü göremiyor.

2017’de işler açılır mı, Rus alıcılar gelir mi kimse bilmiyor. Belirsizlik hakim her yerde. ABD seçimlerini Trump’ın kazanması doların ateşini daha da arttırdı. Bölgede kiraların yeniden ayarlanması, makul bir seviyeye çekilmesi zorunluluk haline geldi. Ayrıca önemli bir konuda Türkiye’nin çevre ülkelerle sorun yaşamaya devam etmesi. Irakla ilişkilerimiz çok kötü, savaşın eşiğine geldik adeta.

Suriye’deki kaos da başka bir sorun. Şimdiye kadar bir yıllık toplam tekstil ve hazır giyim ihracatımız kadar parayı bu ülke vatandaşları için harcadık. Kazançlarımız buraya aktı. Bu ülkedeki kaos sürdükçe bu devam edecek maalesef.

Sadece bunlar mı? AB ile ilişkilerimiz en kötü dönemini yaşıyor.  AB’ye katılmak uzak bir ihtimaldi artık tamamen hayal oldu. Almanya başta olmak üzere birçok birlik ülkesi Türkiye’ye ticari yaptırımı gündeme getiriyor. Durum bu kadar ciddi.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

09.11.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Pamuk fiyatlarındaki artış rekabeti olumsuz etkiliyor

Pamuk fiyatlarındaki artış pamuk üreticilerini memnun ederken tekstil piyasasında kaygı yaratıyor. Pamuktaki her artış doğrudan iplik ve kumaş fiyatlarına yansıdığı için ülkenin lokomotif ihracat sektörü olan hazır giyimde maliyetleri artırıyor. Bu da sektörün uluslararası pazarlarda rekabetçiliğini olumsuz etkiliyor.

Bugün pamuk fiyatları 5-5,5 TL aralığında seyrediyor. Pamuktaki bu fiyatlar iplik fiyatlarını otomatikman yukarı çekiyor. 30/1 ring penye ipliğin fiyatı şu sıralarda 9 TL+KDV, ring kompact ipliğin fiyatı ise en aşağı 9,20 TL+KDV seviyelerinde seyrediyor. Bazı firmaların listesinde bu rakam 10 TL’yi dahi geçmektedir.

Pamuğu dolarla ithal ediyor oluşumuz ve doların artıyor olması, pahalı pamuk kullanımını beraberinde getiriyor. Para uzmanları doların uzun süre 3 TL’nin üzerinde seyredeceği yönünde görüşleri var. İplikçi dolar yükseldikçe hop oturup hop kalkıyor. “Dua edip hakkımızda hayırlısı” demekten kendini alamıyor. Pamuk üreticisi durumdan memnun ancak tekstilciler için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Bu zor süreçte piyasanın gözü kulağı dolarda olacağı aşikar. Artarsa tekstilde işler zorlaşacak, azalırsa sektör rahat nefes alacak.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

01.11.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Türk tekstili talebe hızlı yanıt veremiyor

16 yıldır tekstil sektörünü yakından takip eden bir gazeteci olarak sizlerle yaşadığım bazı sorunları paylaşmak istiyorum. İnternet haberciliğimiz öncelikli olmakla birlikte zaman zaman yurtdışından gelen talepleri de takip edip ülkemizde bu taleplere yanıt verebilecek imalatçı firmalar aramaktayım.

Son yaşadığım olay organik pamuktan bebe giysileriyle alakalı bir konu. Avrupa’dan bir firma organik bebe giysileri için imalatçı aradığını bu konuda kendisine danışmanlık yapmamı, işlerini takip etmemi istedi. Hay hay dedik ve araştırmalara başladık. Başladık ama ne başlama! Gazeteci olarak Türk tekstilinin hiç bilmediğim mutfağına girdim, sipariş ve imalat sürecini yakından görme imkanım oldu. Organik bebe giysileri için, inanmayacaksınız ama doğru dürüst bir imalathane bulmak mümkün  olmadı. Daha da önemlisi süreci iyi bir şekilde yürüten bir firmaya rastlamadım.

İrtibata geçtiğimiz firmalardan teklif istediğimizde inanılmaz uzun bir fiyatlandırma ve değerlendirme süreciyle karşı karşıya kaldık. Alıcı firma işini acele yaptıracak bir yer ararken haftaları bulan fiyat değerlendirmeleriyle çok zaman kaybettik. Buna hakikaten şaşırdım. Basit bebe giysileri için bu kadar zaman kaybına ne gerek var anlamış değilim. zira ilk kez yapılan atla deve değil bu işler. Her zaman yaptıkları işler.

Elbette sadece fiyat analiz süreci değil, kumaşın tedariki ve fiyat alınması da ayrı bir hikaye. Gördüğüm şu; Türkiye’de kumaş altın kadar değerli. Adeta kimse saymamak için fiyat vermeye çalışıyor. Kilosuna 24 TL fiyat vererek bu sektör nasıl rekabet ediyor merak ediyorum. Nerdeyse kumaşı bitmiş giysisinden pahalı hale geliyor. 1 ton organik pamuklu kumaş 24 bin TL olur mu ya? Araba fiyatına kumaş mı olur?

Bu fiyatlandırma politikası ile Türk tekstilinin ihracatta başarılı olması bana göre çok zor. Sonuçlar da ortada zaten, yıllardır yerinde sayan bir ihracatımız var. İki konuda firmaların kendilerini gözden geçirmesi gerektiği kanaatindeyim. Kumaşçılar fiyatlarını mutlaka gözden geçirmeliler. Maliyetlerin yüksek olması mazeret değil. Satma odaklı olunmalı, müşteri kaybetme değil. Aksi halde bu şekilde ilerlemeleri mümkün değil. Hazır giyim imalatı yapan imalatçıların da fiyatlandırma ve sipariş süreçlerinde daha hızlı olmalılar. Bildikleri işi yeni öğreniyorlarmış gibi sıfırdan yapmaya kalkmamalılar.

 

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

21.10.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

2016 tekstil için kayıp bir yıl oldu

2016 yılı büyük umutlarla başlamıştı. 2015’teki kayıpların giderileceği umudu vardı. Yılın ilk yarısında hakikaten bu umutları haklı çıkaracak şekilde iyi geçiyordu. Ta ki, 15 Temmuz darbe girişimi oluncaya kadar. Bu tarihten sonra işlerde ani bir duraksama oldu. Piyasalar yavaşladı, tekstil ve diğer birçok sektörde işler durma noktasına geldi. Ülkenin geleceği ile ilgili kaygılar, yatırım iştahını kesti.

Herkes ‘biraz bekleyelim hele ne olacak ona göre karar veririz‘ moduna girdi. Doğal olarak alım kararları askıya alındı bu da üretimi ve dönen çarkları yavaşlattı. 15 Temmuz üzerinden 2 aydan fazla zaman geçti ancak hala bu hava etkisini sürdürüyor.

Tekstilde ihracat yavaşladı. Yabancı alıcılar ülkemize gelmeye çekiniyor. Bu durum siparişleri olumsuz etkiliyor. Türk ihracatçılar, alıcı gelmiyorsa biz ayaklarına gider ürünlerimizi tanıtırız diyerek bavulunu alıp ülke ülke gezmeye başladı. Uluslararası fuarlarda da tanıtım etkinliklerine daha bir önem verilmeye başlandı. Ancak tüm çabalar bu yılı kurtarmaya yetecek gibi değil. Tekstilde ve hazır giyim ihracatındaki gerileme sürüyor. Kötü bir dönem olarak hatırlanan 2015’in dahi gerisinde kaldı. Görünen o ki, 2016 bu şekilde sürecek ve ihracat eksi ile tamamlanacak.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

01.10.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Tekstil ihracatında gerileme var özellikle İran pazarında

2016 yılının ilk yarısı tekstil sanayi açısından zayıf geçiyor. Hedeflenen ihracat rakamları tekstilde yakalanamadı. İTKİB’in günlük yayınladığı ihracat kayıtları gidişatın aynası niteliğinde. Kayıtlara göre, 1 Ocak-12 Temmuz tarihleri arasında Türkiye’nin tekstil ihracatı 4,12 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2015’in aynı döneminde bu rakam 4,25 milyar dolardı. Yüzde 3,1’lik bir gerileme var.

İstanbul, Türkiye genelinde gerçekleştirilen tekstil ve tekstil hammaddeleri ihracatının 2,2 milyar dolarlık kısmını gerçekleştirdi. Bu rakama göre İstanbul,  tekstil ihracatımızın yarısını tek başına gerçekleştiriyor.

Tekstil ihracatında yaşanan bu gerilemenin kaynağına baktığımızda kayıpların başta İran olmak üzere ABD, İngiltere kaynaklı olduğu görülüyor. İran’daki ihracat kaybı iyi analiz edilmesi gerektiği kanısındayım. 2014 yılında 32 milyon dolarlık örme kumaş ihraç ettiğimiz İran’a 2015 yılında 22,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirebildik. 2016’nın ilk 5 ayında bu düşüş devam etti, 5,6 milyar dolara geriledi. Oysa 2015’in aynı döneminde bu rakama 14,5 milyar dolardı. İran pazarı çok büyük bir pazar bu pazarda giyimde büyürken tekstil ihracatında gerilememizin nedenlerinin iyi araştırılması kanısındayım.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

14.07.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

2016 iflas erteleme yılı mı oluyor?

2015 yılı ihracat açısından kötü bir yıl oldu. Tekstil ihracatı yüzde 10,4, hazır giyim ihracatı ise 9,4 oranında geriledi. Çevre ve komşu ülkelerde yaşanan sıkıntılar ile dış talebin azalması bu gerilemede etkili oldu. 2015 yılında yaşanan daralmalarda önemli bir etkisi olan Rusya pazarında ciddi bir kan kaybı var. Bu ülkeye ihracat yapan birçok hazır giyimci ve örmeci sıkıntı içine girdi. Yeni pazar bulmak da zaman aldığı için toparlanmaları güç olmamktadır. Özellikle borçları olan, hızlı büyüyen ve yatırım yaptıkları dönemde krizle karşı karşıya kalan firmaları 2016’da ciddi sıkıntılar bekliyor.

Piyasada yaşananlar ve gelişmeler dikkate alındığında 2016’da örme ve tekstil alanında birçok firmanın iflas erteleme alıp borçlulara karşı kendilerini korumaya çalışacaklarını tahmin ediyorum. Bunun emarelerini görülmeye başlandı. Arbul Tekstil’in, Aktin Tekstil’in iflas erteleme haberleri bu yıl içinde duyduk. Buna benzer başka gelişmelerden biri de bir kaç gün önce oldu. Örme sanayinin çok yakından tanıdığı, uzun bir süredir  iplik alanında önemli yatırımları olan bir firma, borçlu olduğu firmaların icra takiplerinden kendini koruyabilmek için mahkemeye başvurarak iflas erteleme talebinde bulundu.

Umarız ki, fazlası olmadan işler açılır ve piyasa 2014’teki parlak günlerine tekrar döner.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

16.05.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

İthal pamuk ipliğine ek vergi hazır giyimciyi endişelendiriyor

Şu sıralar ithal pamuk ipliğine ek vergi getirilmesiyle ilgili tartışmalar gündemde. Örmeciler, ev tekstilcileri ve hazır giyimciler ithal ipliğe ek vergi getirilmesine yönelik çalışmalar olduğunu öğrendiklerinde buna sert tepki göstermeye başladılar. Kaliteli ipliğe ve ucuz ham maddeye ihtiyaç olduğunu söyleyen bu çevreler rekabetin giderek zorlaştığı bir ortamda bu yönde atılacak bir adımın otomotivden sonra ülkenin ikinci büyük ihracatçı sektörü olan hazır giyime zarar vereceğini iddia ediliyorlar.

İthal ipliğe ek vergi getirilmesi yönünde kulis çalışmaları yapan yerli iplik sanayi ise doğal olarak kendi cephesinden olayı değerlendiriyor. Milyarlarca dolar yatırımla kurulan dev tesislerin ucuz ithal iplikler yüzünden çalışamaz hale geldiğini, birçok tesisin üretimini sipariş azlığından durdurmasını gerekçe göstererek ekonomi bakanlığının bu yöndeki çalışmalarının nihayete ermesini istiyorlar.

Her iki taraf da kendince haklı buna hiç şüphe yok. Son dönemde pamuk ipliği üretimi yapan birçok işletmenin üretim hatlarını iş olmaması nedeniyle kapatmaları işin vahametini açıkça gösteriyor aslında. Ülke genelinde 10’nun üzerinde iplik tesisinin üretimin durdurması, birçok iplik fabrikasının yarı kapasitelerde çalışması bu cephede işlerin iyi gitmediğinin bir işareti olarak görmek gerekiyor.

Hazır giyimciler açısından konuya baktığımızda iplik katma değerli bir ürün değil. Asıl para kazandıran alan hazır giyimdir.  Dolayısıyla hazır giyimin çıkarları daha önemli ve bunun korunması gerektiği ifade ediliyor. Bakanlık zor bir kararla karşı karşıya. Dengeli bir adım atması iki tarafı da memnun edecek bir karar alması gerekiyor.

Türkiye’nin pamuk ipliği ithalatı

Peki Türkiye olarak ne kadar pamuk ipliği ithalatı yapıyoruz ve hakikaten çok miktarda iplik girişi var mı, gelin bunu TÜİK rakamlarıyla kısaca bir inceleyelim. Resmi istatistiklere göre Türkiye 2013 yılında 435 milyon dolarlık pamuk ipliği ithalatı (Pamuk ipliği (dikiş ipliği hariç) (pamuk oranı >=%85 ) gerçekleştirdi. 2014 yılında bu ithalat 439,5 milyon dolar idi. 2015 yılında ise ithalat 384 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Rakamın büyüklüğü ithalatın azımsanmayacak boyutta olduğunu gösteriyor.

Hatırlatma: Pamuk ipliğine ek vergi 2008 yılından 2013 Ocak ayına kadar Mısır ve Hindistan’dan gelen pamuk ipliğine ek vergi uygulanmıştı.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

06.05.2016

 

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Hazır giyim ihracatındaki artış sektörü umutlandırdı

Hazır giyim sanayi bu yılın ilk çeyreğinde 4,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,1’lik artışla kapattı. Her ne kadar bu artış oranı geçmiş yıllara kıyasla az olsa da moralleri düzeltmesi nedeniyle önemli. Sektör temsilcilerinden yapılan yorumlar da artışın moral verici olduğu yönünde.

İHKİB başkanı Hikmet Tanrıverdi 2016 yılı sonu ihracat hedefini 20 milyar dolar olarak açıkladı. TGSD Başkanı Şeref Fayat da 2016 yılı sonu hedefi olarak 2014’te kırılan tüm zamanların ihracat rekoru olan 18,7 milyar doların yakalanacağını hatta 20 milyar dolara ulaşılmasının mümkün olduğunu dile getirdi. Bu hedef imkansız değil. Yapılması gereken kalite, tasarım ve verimlilik konularında hassas olup markalaşmaya gitmek, katma değerli ürünlerin üretimine odaklanmaktır. Bunlar olursa 20 milyar dolara ulaşmak mümkün olacaktır.

Hiç kuşkusuz ihracattaki artış geçen yılın kayıplarını azaltmak ve tekrar kazançlı hale gelmek sektörün çalışma şevkini artırıyor. Duran ve ertelenen yatırımların tekrar başlaması için bir sebep oluyor. Ümit edelim ki, ilk çeyrekteki artış diğer aylarda daha fazla olur. Arzu edilen hedefe ulaşılır.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

11.04.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Örme Sanayi 2023 hedefine ne kadar yakın?

Türk örme sanayi 2009’da 0,98 milyar dolar, 2015 yılında ise 1,44 milyar dolar değerinde örme kumaş (yuvarlak örgü, çözgülü örme) ihracatı gerçekleştirdi. Yani 2009-2015 arasındaki 7 yıllık dönemde 1,5 kat büyüyerek 2015 yılında 1,44 milyar dolarlık ihracat seviyesine ulaşmıştır. 2016 yılındayız. 2023’e 7 yıl kaldı. Bu yedi yılda 2015 rakamlarıyla 1,44 milyar dolar olan örme kumaş ihracatı 3,5 milyar dolara çıkarabilmek için 2,4 kat büyümek gerekecek.

Oysa geçen geçen 7 yıllık dönemde ancak 1,5 kat büyüyebildi. Gelecek 7 yılda gerek teknolojinin gelişmesi gerek üretim kapasitelerinin artması dikkate alındığında Türk örme kumaş sanayinin en fazla 2 kat büyümesi mümkün görünüyor. Bu durumda 2023 ihracat hedefimiz 3,5 milyar dolar değil de 3 milyar dolar seviyelerinde olacağı görülüyor.

Türk örme sanayinin  bu rakama ulaşmasında üretimi destekleyici devlet teşviklerinin artması elzem teşkil ediyor. Elbette bu yeterli değil. Dış talebin sürekli artıyor olması ve tercihi Türk kumaşından yana yapması da gerekli. Kaliteyi artırarak, katma değerli ürünlere yatırım yaparak bunu sağlamak için herkes üstüne düşen görevi yapmaya çalışmalı. Ayrıca 120’den fazla ülkeye örme kumaş satan sektörün pazar kaybetmek yerine mevcut pazarlardaki gücünü artırması ve yeni pazarlara ulaşması lazım. Bu yapılırsa kalan 7 yılda ihracat 3 milyar dolara ulaşabilir diye düşünüyorum.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

21.03.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Örme Sanayi Portalı 2 yaşında

10 Şubat 2014 yılında yayın hayatına başladık. Üzerinden iki yıl geçti. Bu süre zarfında örme sanayi ile ilgili birçok önemli haberi sizlere ulaştırdık, araştırma raporları yayınladık. Sitemizi kurarken hedefimiz: Doğru ve güncel haberleri en hızlı şekilde sizlere ulaştırmaktı. Örme Sanayi Portalı olarak 2 yılda yaptıklarımızla bunu başardığımıza inanıyoruz.

Peki bunu nasıl başardık? Her şeyden önce sektörde olup bitenleri en hızlı şekilde sizlere yansıtmamız bu başarımızda etkili oldu. Haber portalımızın en önemli özelliklerinden biri sürekli güncelleniyor olmasıdır. 7/24 sürekli tekstil gündemini yakından takip edip gelişmeleri anbean sizlere duyurmaya çalışıyoruz. Şu anda tekstil dünyasında bu hızımıza yetişebilecek başka hiç bir yayın organı yok. Basılı medyanın koşulları gereği gerek baskı adedi gerekse de haberlerinin tazeliği malumunuz internet portalımızın çok gerisindedir. Zaten bu avantajımız da portalımızı alternatif yapmıştır.

Popüler bir portal olarak örme sanayiye haber ve bilgi akış sağlarken firmaların, ürün ve hizmetlerini sektöre duyurmasına da vesile olmaktayız. Günlük tekil ziyaretçi sayısı, haberlerin okunma hitleri, okuyucularımızın portalımızı düzenli olarak takip etmeleri, firmaların reklam ve tanıtımları için önemli göstergelerdir. Bu avantajı gören birçok önemli firma, portalımıza reklam vermekte, kurumsal tanıtımları için bu platformu kullanmaktadırlar. Portalımıza reklam veren firmalar, ulaşmak istedikleri sektöre her an yakın olmanın rahatlığını ve güvenini hissetmektedirler. Bu “kazan-kazan” mantığının güzel bir örneğidir.

Sektörde bizleri takip eden ancak reklam verme konusunda henüz iletişim kuramadığımız tüm firmalara portalımızın bu imkanlarını değerlendirmelerin tavsiye ediyoruz. Hızlı, etkili ve ucuz bir tanıtım için en doğru adres unutmayın ki; www.ormegiyim.com ya da aynı adrese çıkan www.ormesanayi.com’dur.

www.ormegiyim.com HG İnternet Yayıncılık tarafından hazırlanmış ve 2014 yılından bugüne sürekli büyüyerek, gelişerek olağanüstü bir başarı kazanmıştır.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

21.03.2016

1-IMG_7067

Hasan Gülveren / Editör

Tekstilde işler yolunda mı? 

2015 yılı tekstil açısından parlak bir yıl olmadı. Talep azlığı üretime olumsuz yansıdı. Başarılı geçen 2014 yılının kazançları 2015’te eridi.

Tekstil sanayi bugün 2016’nın nasıl geçeceğine odaklanmış durumda. Beklentiler işlerin açılması yönünde ancak dünyayı etkileyen finansal sorunlar, bölgemizdeki savaşın yansımaları, komşularımızla yaşanan sorunlar  kara bulut gibi sektörün üzerine dolaşıyor.

2015’te ihracatta yaşanan kan kaybı  paritedeki artış nedeniyle bir nebze az olsa da olumsuz yansımaları tüm sektörde hissedildi, hissedilmeye de devam ediyor. Birçok büyük firma yaşadığı finansal sıkıntılar nedeniyle iflas ertelemeye gitmek zorunda kaldı. Özşen Giyim San.ve Tic. A.Ş., Akteks Akrilik İplik, Seven Hill, Aziz Bebe, Leke Jeans ve son olarak Arbul Entegre Tekstil iflas erteleme için mahkemeye başvurdu.

Peki 2016’da sorunlar devam edecek mi? Sektörün kan kaybı sürecek mi? Herkesin merak ettiği bu sorunun yanıtı, en fazla ihracat yaptığımız Avrupa’nın ekonomik durumuna, rakip ülkelerdeki rekabetçi ortamın zayıflamasına ve dolar-Avro kurunun yüksek seyretmesine bağlı. Sadece bunlar değil elbette, hükumetin tekstil sanayine desteklerini sürdürmesini de bu listeye eklemek gerekiyor.

Son iki aydır örmede bir hareketlilik göze çarpıyor. İhracatçılar kumaş taleplerini kış sezonunun başlamasıyla birlikte üreticilere bildirmeye başladılar. Bu talep sürdüğü sürece ve firmalar da kaliteye odaklanıp arge çalışmalarını eksiksiz sürdürdükleri takdirde 2016’nın kazanç yılı olması uzak bir ihtimal değil.

Hepinize iyi bir hafta dilerim.
Hasan Gülveren
Editör

14.03.2016